12 Kasım 2013 Salı
9 Kasım, Ankara IF Performance Hall
6 Mart 2013 Çarşamba
S.S.S.
Rüyadan uyanmak gerekirse; isteriz gerçekten ama malesef tüm ekibimizin uygunluğunu denk getirmek, Cumartesi akşamı bize uygun bir mekan bulmak, vb. sebeplerle şehir dışında bir program yapmamız bir süredir mümkün olmuyor. Eğer uygun şartları bulursak Antalya'dayız :)
27 Ocak 2013 Pazar
Yeni parçalar, yeni konser
Pink Floyd'u dinlemek, çözümlemeye çalışmak, ve çalmak, hepsi ayrı keyif. Bunları yaparken Roger+David+Rick+Nick (ve + Syd)'in aslında ne aşamalardan geçip neler yaptıklarını nota nota hissetmeye başlamak keyifli bir tecrübe.
16 Şubat'ı henüz ajandanıza yazmadıysanız hatırlatalım, unutmayın! Bu kez Kadıköy Sahne'deyiz, bekliyoruz!
5 Mart 2009 Perşembe
Ankara

Kartopundan sıkılınca adam olduk, efendi olduk. Gazete okuduk, uslu uslu oturup birbirimize fıkralar anlattık.

Ve Dib Sahne. Eski bir bina, yerlerde eski taş karolar hala duruyor. Bayağı elden geçmiş, ama o eski bina dokusunu hala hissedebiliyorsun. Kanımız ısındı hemen. Sahne öyle bir köşede ki, mekandaki herkes görebiliyor. Kolonun arkasında kaldım, grubun yarısı görünmüyordu gibi dertler yok.
Soundcheck biraz uzun sürdü. 320'yi ver 400'ü al derken saat 9'u bulmuştu yanılmıyorsam. Bize ancak bir yemek zamanı kaldı.
Bu arada gittiğimiz kebapçı saat 10'da dükkanı kapattı. Tunalı Hilmi'de yukarı aşağı yürüdük, insan göremedik. Aramızda pek Ankaralı da yok, bu sessizlik neye işarettir bilemedik. Dib'e bir endişeyle girdik. Mekan dolu. Anlayamadık ama olsun. Underground yaşıyor bu Ankara :)
Konser.. Seyirci muhteşem, onlar söyledikçe biz coştuk. Burada kelimelere gerek yok. Çeşitli sitelerinde yorum yapan arkadaşlar sağolsun, anladık ki güzel konser olmuş :)


Sahne sonrasında kendimizi dansa bıraktık. Birileri tren bile yaptı. İzmir konserinde yeterince tren yapmış olan 7PF2P bu olaya pek tamah etmedi. Allah tarafından. Sabah 7'den beri ayaktaydık, yorgunluk ve uykusuzluk dayanma sınırlarımızı zorluyordu, otel ve yatak ise sadece 5 dk mesafedeydi. Ama hala hızımızı alamamıştık, bir çorbacıyı şiddetli ve düzey yoksunu konser geyiklerimize boğduk. Maalesef bir de seyircimiz oradaymış, yarım saat bu saçmalığa maruz kaldıktan sonra konser için bize teşekkür etti. Sağolsunlar, Ankaralılar çok nazik insanlar. Asayiş zedeleyici herhangi bir sınırı aşmadan otel odalarımıza, hem de eksiksiz, varabilmiştik. Hayat mucizelerle dolu.
Şu Ankara-İstanbul yolunun toplam kilometre - ortalama hız - toplam saat ilişkilerini dönüşte de çözemedim, kesin bi tutarsızlık var. 12'de yola çıktık, İstanbul'a vardığımızda saat 8'di. Ben bir iş toplantısı için sabah Ankara'ya gidip, toplantı yapıp, öğleden sonra İstanbul'da ofise döndüğümü bilirim. Bu defa kartopu da oynamadık halbuki, geceki konser kayıtlarını dinledik. Ben en son gittiğimden beri uzamış bu yol, kesin. Neyse.
Keyfimize diyecek yok. Konserler hep böyle olsun :)

26 Ocak 2009 Pazartesi
Başlarken...
Gerçekten bu blog nereden çıktı?
Öncelikle...
23 Ocak 2009 sabahı saat 07:00 sıralarında İzmir-BIOS konseri için İstanbul'dan yola çıktığımızda (wolkswagen volt-crafter aracın içindeyken) önümüzdeki iki üç günün bu kadar eğlenceli geçeceğini bilmiyordum. Yol sırasında yavaş yavaş bunları bir şekilde yazıya dökmenin güzelliklerini hayal etmeye başladık, sonrası da aslında oldukça kolay oldu, blogspot sağolsun.
7PF2P İzmir Yollarında...
Evet, açıkçası benim için bir hayaldi. Yaklaşık 17 yıl sonra tekrar İzmir'de bir konser vermek, hem de Pink Floyd Saygı Grubu olarak Pink Floyd çalmak başka bir şeydi.
Daha önce İstanbul dışında bir konser vermemiştik, kalabalık bir grup olduğumuz için sahne düzeni, ses sistemi vb konularda endişelerimiz vardı. Onun da ötesinde İzmir'deki seyircinin tepkisi konusunda da herhangi bir fikrimiz yoktu. Tüm bunlar aklımızda, yola düştük...


İzmir'e Giriş...
8 saatlik yolun ardından... Sahara Çölü üzerinden memleketimize yönelen toz bulutlarının taşıdığı çamurlu yağmur ve turuncu bir gökyüzünün altında Sabuncubeli Yokuşu'ndan aşağıya inmeye başladığımızda endişelerimize bir de "hava muhalefeti" eklenmişti. Yağmur neredeyse hiç dinmedi, Gazi Kadınlar Sokağı'nda BIOS'un önüne eşyalarımızı indirene kadar.
Sahneye Kuruluşumuz...
Hepimizin ortak endişesi olan "abi biz sahneye sığar mıyız?" sorusu hemen cevabını buldu. Sığarız bir şekilde... Soundcheck ve ortama, ses sistemine alışalım derken saat 20:00 olmuştu ve yaklaşık 11 saattir ayaktaydık. Çıkardığımız sesler fena duyulmuyordu.


Konser öncesi...
BIOS'un bizi çok iyi ağırladığını söylemek gerekli. Teşekkürler BIOS. Güzel bir akşam yemeğinin ardından ilk defa otele doğru yola koyulduk. Ne yazık ki sadece 1 saat vaktimiz vardı, duş, 30 dakika dinlenme ve yeniden BIOS'a doğru yolculuk...



Konser...
Saat 23:30:
BIOS'un içerisinde tek tük insanlar, müzik eşliğinde sohbet ediyor. Bir anda karşımda Özgür beliriyor. İlkokul arkadaşım, yaklaşık 25 senedir ilk defa görüşüyoruz. Konsere gelmiş.
Saat 23:25:
soru: "insanlar on ikiye doğru mu gelir?"
cevap: "cuma akşamı burası çok dolu olmaz ki!"
soru: "?"
Saat 23:40:
BIOS'un içerisinde adım atacak yer yok. Bu insanlar nereden çıktı, ne zaman geldiler?
Saat 00:00:
Sahnedeyiz.
İzmir seyircisi...
Herkes hep bir ağızdan şarkıları söylüyor, tempo tutuyor, dans ediyor... Gülümseyen yüzler, bağırarak şarkı söyleyenler, şaşkınlık, coşku... Seyircinin coşkusu bizi de etkiliyor. 7PF2P İzmir'de güzel bir gece yaşıyor. Tüm yorgunluğa rağmen yüzlerde tebessüm. Seyirciyi alkışlıyoruz. Teşekkürler İzmir.
...ve bu blog da bu şekilde başlıyor.
Görüşmek üzere...





