7 pink floydlar ve 2 prenses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 pink floydlar ve 2 prenses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013 Salı

9 Kasım, Ankara IF Performance Hall

7PF2P, 9 Kasım Cumartesi günü Ankara'da IF Performance Hall'daydı. Lakin bu güzel turnenin ve turne içindeki keyifli konserin elimizde doğru dürüst fotoğrafları yok. Neden? Çünkü fotoğraf makinesini bütün yol sırtında taşıyacak kadar cefakar lakin o fotoğraf makinesini hafıza kartsız çantaya atacak kadar da zibidi bir pilensesi var grubun (bkz.nilipek).

Bu arada sanırım tüm konseri özetleyecek cümle şu: "Ankara insanı ne güzel la".

Şekil1.a. Cem, Tolga ya da Hakan, Ankara insanı değildir. Ama Ankara'ya gelince üzerlerine bir rockstarlık çökmüştür.

Şimdi önümüzde bir İzmir (23 Kasım-Hayal Performans Merkezi) ve bir İstanbul (30 Kasım-Bronx Pi Sahne) konseri var. Gelsenize!:)

6 Mart 2013 Çarşamba

S.S.S.

Bir süre önce facebook sayfamızda şu soruyu sormuştuk:
“Şu 7pf2p'ye sorsam" dediğiniz bir şeyler var mı? Bazen sorular geliyor, tek tek cevaplıyoruz, blogda toplu cevap verelim diyoruz. Ne dersiniz?
Buyrunuz, bekliyoruz!”

Sorularınız için teşekkürler, işte cevaplarımız:



A.D.: antalya çok güzel. gelmeyi düşünmez misiniz?

7PF2P: Antalya gerçekten çok güzel. Gelmek ne demek, keşke hep orda olsak diyenlerimiz de var (misal Tolga). Gerçi Antalya sayılmaz ama, şöyle Kaş'ta, güzel bir yaz gecesinde, amfitiyatro'da bir konser vermek 7PF2P'nin rüyalarından birisi. Bir gün rüyamız gerçek olursa 3 saat mesafeyi dert etmez gelirsiniz umarız :)

Rüyadan uyanmak gerekirse; isteriz gerçekten ama malesef tüm ekibimizin uygunluğunu denk getirmek, Cumartesi akşamı bize uygun bir mekan bulmak, vb. sebeplerle şehir dışında bir program yapmamız bir süredir mümkün olmuyor. Eğer uygun şartları bulursak Antalya'dayız :)


U.Y.: Ankara daha bi güzel , planlarınızda var mıyız?

7PF2P: Yakın olmasından dolayı Antalya'dan daha olası olmasına rağmen, bkz. Antalya'daki gerekçelerin aynısı.


E.A.: bütün şehirlerimiz çok güzel özeliklede İstanbula dönüşleri

7PF2P: İstanbul'u seviyoruz :)


O.B.: Neden hiç ilk dönem şarkılarından çalmıyorsunuz? Barrett döneminden.

7PF2P: Eeeeee... Çalıyoruz? Arnold Layne'i saymasak bile (bir konserde çaldık sadece), Astronomy Domine'i son bir kaç konserdir çalıyoruz.


G.Ç.: 16 Şubat'ta KadıköySahne'de sizi dinleyeceğimizi söyleyerek diğer şehirlerdeki fanlarınıza nispet yapabilir miyiz?

7PF2P: Eğer gücenmezlerse yapabilirsiniz. Ne konserdi!


İ.E.E.: Why Pink Floyd?! şaka bir yana, iyi ki varsınız..

7PF2P: İyi ki siz varsınız :)


Ö.K.: Antalya konusunda katılıyorum.

7PF2P: Katılmamak mümkün mü? :)


S.Z.: bi izmir var uzakta

7PF2P: İzmir'de ilk konserimize gelmiş miydiniz? En iyi konserlerimizden birisiydi. Bir sonraki gece aynı mekanda yine eğlenmiştik, hala iki lafımızın birisi İzmir. Bu arada 7PF2P'nin 3'ü; Cem, Ceki ve Lilipek; İzmir'den!


Ö.D.: Bir Pink Floyd hayranı olarak umarım sizden birgün high hopes şarkısını dinleyebiliriz umarım

7PF2P: Son 2-3 konserdir High Hopes çalmayarak çok borçlandık sanıyoruz. Bir sonraki konserde söz vermiş olalım o halde :)


Ö.D.: Echoes

7PF2P: Her konserde çalıyoruz, bir sonraki konsere mutlaka bekleriz! :)

17 Şubat 2013 Pazar

Konser sonrası

Dün akşam Kadıköy Sahne'deydik.

Kadıköy Sahne ilk kez bulunduğumuz bir yer. İlk olarak sahneye kuruluşumuzda neyi nereye koyacağımızı, kimin nerede duracağını bilemedik. Kapılar açılmadan önce son dakikaya kadar sahne içi ve sahne dışı sesin rötuşlarını yapmaya çalıştık.

Ancak daha konserin ilk dakikalarında keyfimizi bulduk. Muhteşem bir izleyici vardı. Orada olup müziği bizden daha çok yaşayan, sesi bizden daha çok çıkan, neredeyse hiç eksilmeden geç saatlere kadar bizimle olan herkese çok teşekkür ederiz.

Kadıköy Sahne'ye gelince, öncelikle çok keyifli bir mekan yaratmışlar. Bu güzel mekanın Kadıköy'e hayırlı olmasını diliyoruz. Bize harika bir ev sahipliği yaptılar, evimize çok mutlu uğurladılar. Kadıköy Sahne yönetimine ve çalışanlarına çok teşekkür ederiz.

Dün gece ilk kez sahneye çıkan talk box'a başarılarının devamını diliyoruz.

Son olarak, gecenin düztabanlığı #1, kırılan pena:

ve düztabanlık #2, bozulan big muff (kendisine acil şifalar dileriz):

Yakında, yine görüşmek üzere!

27 Ocak 2013 Pazar

Yeni parçalar, yeni konser

Çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Yeni şarkılar deneniyor, oldu, olmadı, aslında şöyle mi yapsak tartışmaları sürüyor.



Pink Floyd'u dinlemek, çözümlemeye çalışmak, ve çalmak, hepsi ayrı keyif. Bunları yaparken Roger+David+Rick+Nick (ve + Syd)'in aslında ne aşamalardan geçip neler yaptıklarını nota nota hissetmeye başlamak keyifli bir tecrübe.

16 Şubat'ı henüz ajandanıza yazmadıysanız hatırlatalım, unutmayın! Bu kez Kadıköy Sahne'deyiz, bekliyoruz!

13 Ocak 2013 Pazar

Uzun bir aradan sonra blog'umuza da geri dönelim, 140 karaktere sığdıramadıklarımızı buraya dökelim istedik.

Aradan geçen süre zarfında grupta bir çok değişiklik oldu. Taha akademik sebeplerle ta Amerika'lara gidince 7pf2p 6 cüce ve 2 prenses kaldı. Nil İpek de gitti ama geri geldi, Ada Banu geldi ama o da gitti :) Bir de mekan değişikliği yaptık, Çağlayan'daki sevgili stüdyomuzu kapattık; artık Kadıköy'de, 7pf2p'nin 2007'de ilk kez sahneye çıktığı Kendi stüdyolarında çalışıyoruz.

Ne zamandır sizleri bir çalışmamıza davet edelim diye düşünüyorduk. Kendi'nin stüdyo ortamı çok müsait olduğu için geçtiğimiz haftalarda bir çalışmada bunu yaptık, çok da keyifli oldu. Bunu arada sırada tekrarlayacağız, bekleriz :)

11 Ocak'ta uzun süreden sonra tekrar Babylon sahnesindeydik. Bizim için muhteşem bir konser oldu. Orada olan herkese çok teşekkür ederiz, harikaydınız :)


Önümüzdeki günlerde daha önce çalmaya yeltenmediğimiz parçalara göz atmaya karar verdik. Yeni konserlerde repertuarda farklı parçalar göze çarpabilir!

Son olarak, konserden bir soundcheck enstantanesini paylaşmadan geçemedik:


Herkese iyi haftalar!

24 Ocak 2010 Pazar

Babylon sonrası, Bronx Pi öncesi...

Cem Beyler daha önce burayı biraz boşladığımızdan, hele bir de twitter devreye girince adeta unuttuğumuzdan bahsetmişler. Yalandır efendim, twitter ile alakası yoktur, düpedüz üşenmekteyizdir. Prova sayılarımızın ve dolayısıyla bir araya gelişlerimizin sayıca azlığı da buna temel oluşturuyor olabilir, ancak, evet, asıl neden üşengeçlik.


Babylon'da kendi açımızdan oldukça keyifli bir konser verdik yine. Diğer konserlerimize göre nispeten daha kısıtlı bir vaktimiz vardı, bu da playlist oluşturmayı oldukça zor bir hale getirmişti, yine de çalamadığımız şarkıların acısını sanırım partide grup halinde zıplayarak çıkarmış olmalıyız. Güzel konser, eğlenceli parti, oho, 7pf2p daha ne istesin...


Şunu istesin; üyeleri mutlu olsun, aralarına yeni Pink Floydlar karışsın. Çağrı Beyazyürek bir bebek beklentisiyle aramızdan ayrıldı, biz ise arkadaşımız aramızdan ayrılıyor diye üzülsek mi, yoksa 7 amcalar ve 1teyze olduk diye sevinsek mi bilemedik:) Güzel doğsun, sağlıklı sağlıklı büyüsün, hep mutlu olsun!

Bu acı-tatlı haber sonrasında şunu da istesin; grubun kişi sayısı azalmasın hep artsın. Büyük prenses-küçük prensesten sonra, şimdi bir de yeni prensesimiz var; Ceren Deral. Hoşgelişler ola!

Konsere 4 gün kaldı, Bronx Pi'de görüşmek üzere!!

4 Haziran 2009 Perşembe

Sekiz günde iki konser..

..çok da alışık olduğumuz bir şey değil. Yapmayı tercih ettiğimiz bir şey de değil, her şeyden önce çok yorucu. Ama İstanbul Studio Live konserinden 1 hafta sonra gelen bir İzmir konseri olduğu için kimsenin bir itirazı olmadı, grupta grubun üçte birinin İzmir'li olmasından öte bir İzmir sevgisi var :)

Öncelikle Studio Live konseri.. İstanbul konserlerine tam kadro çıkmayı başarabiliyoruz. İstanbul dışı konserlerde ise bunu yapabilmiş değiliz henüz. Her ne kadar konsere tam kadro çıktıysak da öncesinde bir provayı bile tam kadro yapamamış olmamız, ve hatta az sayıda prova yapabilmiş olmamız, bizi konser öncesi endişelendirdi aslında. Ama konserde bunun eksikliğini çok çekmedik, eksik olan şey daha çok ilk iki parçadan sonra çalışmamaya karar veren vokal monitörü oldu. Uzak monitörlerden aldığımız seslerle konseri tamamladık, umuyoruz ki Mayıs sonu için güzel bir sayıdaki seyirci bunu çok hissetmemiştir. Bizim açımızdan bakarsak, verdiğimiz en keyifli Studio Live konserlerinden biri oldu. Sonlara doğru kendi sesimizi duymakta zorlandık, bizim bu işi yapmamızın yegane sebebi olan bu coşku için teşekkürler!

İzmir'e gitmek için Cuma akşamüstü hepimizi evlerimizden alan super lux sanatçı karavanı bizi Atatürk havaalanında özel uçakların bulunduğu piste götürdü. VIP passını unutan bir arkadaşımız olmasına rağmen, kapıdaki güvenlik bizi tanıdığından gülümseyerek "buyrun, hoşgeldiniz" dedi. Enstrümanlarımız zaten İzmir'e inmişti, souncheck için sahne hazırlanıyor olmalıydı. Bir buçuk saat sonra Alsancak'ta olacaktık.

Sonra uyandım.

İzmir konseri için yine daha önce yaptığımız gibi sabah erken saatlerde Çağlayan'a, stüdyoya gitmemiz gerekiyordu. Acaba bu defa zamanında yola çıkabilecek miydik? Şaka yapıyorum, öyle bir şey tabi ki mümkün değil. Ama kendimizi geliştiriyoruz, sadece 45dk gecikme ile, eşyalarımızı minibüse yüklemiştik ve yine yoldaydık işte. Sekiz küsur saat sonra Alsancak'a vardığımızda Opus Bar'ın bulunduğu 1453 sokakta insanlar içkilerini yudumlarken bir yandan da yolun ucundan güneşi batırıyordu. Souncheck'te işine ara veren güzel İzmir'i biraz olsun tatmaya çalışıyordu.

Sahne bizim gibi bir grup için biraz küçük olmakla beraber, daha küçük yerler de gördüğümüzden, çeşitli yan formüllerle sahneye sığmayı başarmıştık. Bir gün gelecek, deve güreşi formasyonunda konser vermeyi de öğreneceğiz. O zaman çıkamayacağımız sahne kalmayacak.


Konser harikaydı. O sıcakta bizi dinlemek için kapalı bir bara girmeye ikna olan, ve bununla yetinmeyip her şarkıya eşlik eden İzmir seyircisi, bazı noktalarda unuttuğumuz şarkı sözlerinde de kurtarıcımız oldu :)

Soundcheck boyu giderilemiyen bir teknik arızadan sonra ses mühendisimiz Görkem bu hale geldi yalnız. Tekrar kullanılamayabilir, endişeliyiz.


Vee bir güzel sürpriz de, Küçük Prenses'in doğumgünü olmasıydı :) Pasta kestik, eve gitmeden önce çorbacıda yediğimiz tahinli pide ile de üstlük yaptık, göbeklerimizi de ihmal etmemeliydik.

Sabah Alsancak'ta yaptığımız kahvaltı bize neden burda yaşamıyoruz diye sordurttu. Her İzmir'e geldiğimizde bu oluyor, bu da kaçınılmazlardan. Malesef geçen İzmir konserimizden daha kısa planlamıştık bu ziyaretimizi, öğle saatlerinde yola çıktık, gözlerimiz arkada.. Güzel İzmir...


Dönüş yolunda Akhisar'daki Köfteci Ramiz'in tuvalet kapısının önünde çektiğimiz şu fotoğrafı da paylaşmadan edemeyeceğim. Baget, pena, teller ve imzalar orijinaldir.


Mutlu yıllar Pili :)

18 Mart 2009 Çarşamba

Tekrar Boğaziçi'nde...

Yaklaşık 2 yıl kadar önce (tam olarak 675 gün önce) Boğaziçi Üniversitesi'nde bir konser vermiştik, anneler günüydü. Annem de oradaydı, sanırım Ceki'nin annesi de vardı ve biz Mother çalmıştık. İşte o konserden tam 689 gün sonra tekrar Boğaziçi Üniversitesi'ndeyiz. Lilipek'e yaptığımız "GMK'de konser" baskıları meyvesini verdi nihayet: 1 Nisan 2009'da Garanti Kültür Merkezi'ndeyiz.

Bir süredir düşünüyorum, Boğaziçi'nde okuduğum yıllarda, ki yaklaşık 1991 ila 1996 yılları arasına tekabül eder, müzikle ilgim ve alakam sadece "dinleyici" konumuna indirgenmişti (böyle edilgen falan fiil ama ben indirgemiştim yahu, kendi kararımdı yani). Bugünlerde "şimdiki aklım olsa" falan diyorum "şöyle yapardım, böyle yapardım". Pek öyle olmuyor tabii, neyin ne zaman olacağı bilinmiyor. Demek ki içimde bir ukteymiş. Neyse, ben de "en azından bir şekilde döndün, konser veriyorsun bak!" şeklinde kendini avutmaya çalışan insanı oynuyorum. (Bu blog yazıları insanı duygusal mı yapıyor nedir?)

Sonuçta öyle ya da böyle, tekrar okulda olmak güzel şey! Teşekkürler BÜMK...
Gelenlerle orada görüşmek üzere.
Sevgiler

5 Mart 2009 Perşembe

Ankara

27 Şubat sabahı 7:00 sularında Pili'nin telefonuyla başladı. Onu yarım saat snooze edebildim sadece. Stüdyodan eşyalarımızı toplamalıydık, 9:30'da tekerlek dönmeliydi. Grup kalabalık malum, bazen saymakta biz bile zorlanıyoruz. Sayıyorum sayıyorum sekiz oldu, bi kişi daha olucaktı, kimdi diyoruz. Böyle bir grup yola dakikasında çıkabilir miydi, mümkün müydü bu?

11:00 civarı yola düştük. Yorgunduk falan ama akşam keyifli bir konser bizi bekliyordu, neşeliydik. Yolda kar görünce dayanamadık, kısa molalar verdik. Kartopu oynadık lan.

Kartopundan sıkılınca adam olduk, efendi olduk. Gazete okuduk, uslu uslu oturup birbirimize fıkralar anlattık.

Ve Dib Sahne. Eski bir bina, yerlerde eski taş karolar hala duruyor. Bayağı elden geçmiş, ama o eski bina dokusunu hala hissedebiliyorsun. Kanımız ısındı hemen. Sahne öyle bir köşede ki, mekandaki herkes görebiliyor. Kolonun arkasında kaldım, grubun yarısı görünmüyordu gibi dertler yok.

Soundcheck biraz uzun sürdü. 320'yi ver 400'ü al derken saat 9'u bulmuştu yanılmıyorsam. Bize ancak bir yemek zamanı kaldı.

Bu arada gittiğimiz kebapçı saat 10'da dükkanı kapattı. Tunalı Hilmi'de yukarı aşağı yürüdük, insan göremedik. Aramızda pek Ankaralı da yok, bu sessizlik neye işarettir bilemedik. Dib'e bir endişeyle girdik. Mekan dolu. Anlayamadık ama olsun. Underground yaşıyor bu Ankara :)

Konser.. Seyirci muhteşem, onlar söyledikçe biz coştuk. Burada kelimelere gerek yok. Çeşitli sitelerinde yorum yapan arkadaşlar sağolsun, anladık ki güzel konser olmuş :)

Sahne sonrasında kendimizi dansa bıraktık. Birileri tren bile yaptı. İzmir konserinde yeterince tren yapmış olan 7PF2P bu olaya pek tamah etmedi. Allah tarafından. Sabah 7'den beri ayaktaydık, yorgunluk ve uykusuzluk dayanma sınırlarımızı zorluyordu, otel ve yatak ise sadece 5 dk mesafedeydi. Ama hala hızımızı alamamıştık, bir çorbacıyı şiddetli ve düzey yoksunu konser geyiklerimize boğduk. Maalesef bir de seyircimiz oradaymış, yarım saat bu saçmalığa maruz kaldıktan sonra konser için bize teşekkür etti. Sağolsunlar, Ankaralılar çok nazik insanlar. Asayiş zedeleyici herhangi bir sınırı aşmadan otel odalarımıza, hem de eksiksiz, varabilmiştik. Hayat mucizelerle dolu.

Şu Ankara-İstanbul yolunun toplam kilometre - ortalama hız - toplam saat ilişkilerini dönüşte de çözemedim, kesin bi tutarsızlık var. 12'de yola çıktık, İstanbul'a vardığımızda saat 8'di. Ben bir iş toplantısı için sabah Ankara'ya gidip, toplantı yapıp, öğleden sonra İstanbul'da ofise döndüğümü bilirim. Bu defa kartopu da oynamadık halbuki, geceki konser kayıtlarını dinledik. Ben en son gittiğimden beri uzamış bu yol, kesin. Neyse.

Keyfimize diyecek yok. Konserler hep böyle olsun :)