konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Şubat 2013 Pazartesi
Canlı yayından konsere doğru...
Cuma gecesi NTV Cumartesi programında canlı yayındaydık. Yekta Kopan'a ve tüm NTV Cumartesi ekibine nazik evsahiplikleri dolayısıyla teşekkür ederiz.
Canlı yayın, bizim hiç alışık olmadığımız bir düzen, Santral İstanbul'daki Elektrik Müzesi'nin akustiği de işin içine eklenince biraz zorlandığımızı söylemek gerek. Yine de, "orada ve o anda" olmak hepimiz için güzel bir tecrübe oldu. Yayın sırasında ve sonrasında desteklerini bildiren herkese teşekkürler.
Bu arada, bir süredir unuttuğumuz blogumuzun takipçilerini de 16 Şubat'ta KadıköySahne'ye davet edelim. Cumartesi gecesi 22:30'dan itibaren sahnedeyiz.
Bekleriz.
Etiketler:
7pf2p,
canlı yayın,
kadıköysahne,
konser,
ntv cumartesi
27 Ocak 2013 Pazar
Yeni parçalar, yeni konser
Çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Yeni şarkılar deneniyor, oldu, olmadı, aslında şöyle mi yapsak tartışmaları sürüyor.
Pink Floyd'u dinlemek, çözümlemeye çalışmak, ve çalmak, hepsi ayrı keyif. Bunları yaparken Roger+David+Rick+Nick (ve + Syd)'in aslında ne aşamalardan geçip neler yaptıklarını nota nota hissetmeye başlamak keyifli bir tecrübe.
16 Şubat'ı henüz ajandanıza yazmadıysanız hatırlatalım, unutmayın! Bu kez Kadıköy Sahne'deyiz, bekliyoruz!
Pink Floyd'u dinlemek, çözümlemeye çalışmak, ve çalmak, hepsi ayrı keyif. Bunları yaparken Roger+David+Rick+Nick (ve + Syd)'in aslında ne aşamalardan geçip neler yaptıklarını nota nota hissetmeye başlamak keyifli bir tecrübe.
16 Şubat'ı henüz ajandanıza yazmadıysanız hatırlatalım, unutmayın! Bu kez Kadıköy Sahne'deyiz, bekliyoruz!
Etiketler:
16 Şubat,
7 pink floydlar ve 2 prenses,
7pf2p,
Kadıköy Sahne,
konser,
pink floyd,
yeni şarkı
13 Ocak 2013 Pazar
Uzun bir aradan sonra blog'umuza da geri dönelim, 140 karaktere sığdıramadıklarımızı buraya dökelim istedik.
Aradan geçen süre zarfında grupta bir çok değişiklik oldu. Taha akademik sebeplerle ta Amerika'lara gidince 7pf2p 6 cüce ve 2 prenses kaldı. Nil İpek de gitti ama geri geldi, Ada Banu geldi ama o da gitti :) Bir de mekan değişikliği yaptık, Çağlayan'daki sevgili stüdyomuzu kapattık; artık Kadıköy'de, 7pf2p'nin 2007'de ilk kez sahneye çıktığı Kendi stüdyolarında çalışıyoruz.
Ne zamandır sizleri bir çalışmamıza davet edelim diye düşünüyorduk. Kendi'nin stüdyo ortamı çok müsait olduğu için geçtiğimiz haftalarda bir çalışmada bunu yaptık, çok da keyifli oldu. Bunu arada sırada tekrarlayacağız, bekleriz :)
11 Ocak'ta uzun süreden sonra tekrar Babylon sahnesindeydik. Bizim için muhteşem bir konser oldu. Orada olan herkese çok teşekkür ederiz, harikaydınız :)
Önümüzdeki günlerde daha önce çalmaya yeltenmediğimiz parçalara göz atmaya karar verdik. Yeni konserlerde repertuarda farklı parçalar göze çarpabilir!
Son olarak, konserden bir soundcheck enstantanesini paylaşmadan geçemedik:
Herkese iyi haftalar!
Aradan geçen süre zarfında grupta bir çok değişiklik oldu. Taha akademik sebeplerle ta Amerika'lara gidince 7pf2p 6 cüce ve 2 prenses kaldı. Nil İpek de gitti ama geri geldi, Ada Banu geldi ama o da gitti :) Bir de mekan değişikliği yaptık, Çağlayan'daki sevgili stüdyomuzu kapattık; artık Kadıköy'de, 7pf2p'nin 2007'de ilk kez sahneye çıktığı Kendi stüdyolarında çalışıyoruz.
Ne zamandır sizleri bir çalışmamıza davet edelim diye düşünüyorduk. Kendi'nin stüdyo ortamı çok müsait olduğu için geçtiğimiz haftalarda bir çalışmada bunu yaptık, çok da keyifli oldu. Bunu arada sırada tekrarlayacağız, bekleriz :)
11 Ocak'ta uzun süreden sonra tekrar Babylon sahnesindeydik. Bizim için muhteşem bir konser oldu. Orada olan herkese çok teşekkür ederiz, harikaydınız :)
Önümüzdeki günlerde daha önce çalmaya yeltenmediğimiz parçalara göz atmaya karar verdik. Yeni konserlerde repertuarda farklı parçalar göze çarpabilir!
Son olarak, konserden bir soundcheck enstantanesini paylaşmadan geçemedik:
Herkese iyi haftalar!
24 Ocak 2010 Pazar
Babylon sonrası, Bronx Pi öncesi...
Cem Beyler daha önce burayı biraz boşladığımızdan, hele bir de twitter devreye girince adeta unuttuğumuzdan bahsetmişler. Yalandır efendim, twitter ile alakası yoktur, düpedüz üşenmekteyizdir. Prova sayılarımızın ve dolayısıyla bir araya gelişlerimizin sayıca azlığı da buna temel oluşturuyor olabilir, ancak, evet, asıl neden üşengeçlik.

Babylon'da kendi açımızdan oldukça keyifli bir konser verdik yine. Diğer konserlerimize göre nispeten daha kısıtlı bir vaktimiz vardı, bu da playlist oluşturmayı oldukça zor bir hale getirmişti, yine de çalamadığımız şarkıların acısını sanırım partide grup halinde zıplayarak çıkarmış olmalıyız. Güzel konser, eğlenceli parti, oho, 7pf2p daha ne istesin...

Şunu istesin; üyeleri mutlu olsun, aralarına yeni Pink Floydlar karışsın. Çağrı Beyazyürek bir bebek beklentisiyle aramızdan ayrıldı, biz ise arkadaşımız aramızdan ayrılıyor diye üzülsek mi, yoksa 7 amcalar ve 1teyze olduk diye sevinsek mi bilemedik:) Güzel doğsun, sağlıklı sağlıklı büyüsün, hep mutlu olsun!
Bu acı-tatlı haber sonrasında şunu da istesin; grubun kişi sayısı azalmasın hep artsın. Büyük prenses-küçük prensesten sonra, şimdi bir de yeni prensesimiz var; Ceren Deral. Hoşgelişler ola!
Konsere 4 gün kaldı, Bronx Pi'de görüşmek üzere!!

Şunu istesin; üyeleri mutlu olsun, aralarına yeni Pink Floydlar karışsın. Çağrı Beyazyürek bir bebek beklentisiyle aramızdan ayrıldı, biz ise arkadaşımız aramızdan ayrılıyor diye üzülsek mi, yoksa 7 amcalar ve 1teyze olduk diye sevinsek mi bilemedik:) Güzel doğsun, sağlıklı sağlıklı büyüsün, hep mutlu olsun!
Bu acı-tatlı haber sonrasında şunu da istesin; grubun kişi sayısı azalmasın hep artsın. Büyük prenses-küçük prensesten sonra, şimdi bir de yeni prensesimiz var; Ceren Deral. Hoşgelişler ola!
Konsere 4 gün kaldı, Bronx Pi'de görüşmek üzere!!
Etiketler:
7 pink floydlar ve 2 prenses,
7pf2p,
Bronx Pi,
konser,
prenses
25 Aralık 2009 Cuma
Bir yerlerde bir bulog vardı!
Kabul ediyorum biz bu buluog'u biraz boşladık. Twitter'da tivitleme falan derken blogun pabucu dama atılmış olabilir.
Neyse...
Bu arada neler oldu?
19 Kasım'da Bronx-Pi Sahne'de konserdeydik. Sağolsun 7pf2p dinleyicileri bizi yalnız bırakmadı. 3 saati aşan (konser sonlarına doğru herkeste bir yorgunluk, esneyenler, gözleri kapananlar...) bir konser iyiydi hoştu ama sonrası biraz bizi üzdü. Grubun salt çoğunluğu "domuz gribi"yle cebelleşti. 2-3 hafta yatanlar, aksıranlar, tıksıranlar, ateşler, kendin parasetamole ve tamiflu'ya verenler...
Bunu da atlattık ama.
Domuz gribi sonrası yapılamayan bir kısım prova ve bu nedenle yenemeyen kuru fasulyeler, işler güçler derken bir baktık 26 Aralık Babylon Konseri gelmiş!
7pf2p'yi konserlerde takip edenler hatırlayacaktır. 2 yıldır Babylon'da Aralık'ın son haftasında konser veriyoruz. Geleneksel gibi bir şey oldu bu yani.
Cumartesi akşamı görüşemezsek tüm floydianlara güzel bir yıl diliyoruz.
Ama tabii ki gelenlerle Babylon'da görüşmek üzere!
26 Aralık Cumartesi, Babylon, Saat: 21:30
Görüşmek üzere
Neyse...
Bu arada neler oldu?
19 Kasım'da Bronx-Pi Sahne'de konserdeydik. Sağolsun 7pf2p dinleyicileri bizi yalnız bırakmadı. 3 saati aşan (konser sonlarına doğru herkeste bir yorgunluk, esneyenler, gözleri kapananlar...) bir konser iyiydi hoştu ama sonrası biraz bizi üzdü. Grubun salt çoğunluğu "domuz gribi"yle cebelleşti. 2-3 hafta yatanlar, aksıranlar, tıksıranlar, ateşler, kendin parasetamole ve tamiflu'ya verenler...
Bunu da atlattık ama.
Domuz gribi sonrası yapılamayan bir kısım prova ve bu nedenle yenemeyen kuru fasulyeler, işler güçler derken bir baktık 26 Aralık Babylon Konseri gelmiş!
7pf2p'yi konserlerde takip edenler hatırlayacaktır. 2 yıldır Babylon'da Aralık'ın son haftasında konser veriyoruz. Geleneksel gibi bir şey oldu bu yani.
Cumartesi akşamı görüşemezsek tüm floydianlara güzel bir yıl diliyoruz.
Ama tabii ki gelenlerle Babylon'da görüşmek üzere!
26 Aralık Cumartesi, Babylon, Saat: 21:30
Görüşmek üzere
12 Temmuz 2009 Pazar
LifeRoof Konseri: Davulcüce
Aslında her zaman İstanbul'da farklı mekânlarda konser vermek istiyoruz, fakat şimdiye kadar sahneye sığma sorunu birinci endişemiz oldu. O nedenle de gelen tekliflere hep şüpheyle baktık. Tuncay (sağolsun) sahneye sığamama ön yargımızı LifeRoof konseri önerisiyle kırmış oldu. (Opus'un sahnesine sığan 7PF2P her yere sığar diye bir atasözü de uydurmuştuk gerçi ama yine de endişe vardı).
Sonuçta hiç de fena olmadı gibi.
Konser...
Mekândaki ses sisteminin bizim için yetersiz kalması nedeniyle ses meendisimiz Görkem bin bir hünerini göstermek durumunda kaldı (davula 2 (yazıyla iki) mikrofon koyduk, normalde 7 (yedi) monitör kullanırkan üç taneyle yetindik, aynı mikrofona iki kişi vokal yaptık vs).
Tüm bunların üzerine yaz ortasında floydianlar ne kadar katılım yapar endişeleri de yok değildi hani.
Neyse... çalarken eğlendik, iyi vakit geçirdik, görebildiğimiz kadarıyla gelenler de memnun duruyordu. Dahası, konser sonrasında, 7PF1P+1 Görkem+1 Emir'in danslarıyla henüz enerjisini tüketememiş seyircilerle yaptığımız dans figürleri de cabasıydı (emir'in robot dansını kaçıranlar için tekrarı olur mu bilemiyorum). Haa bir de tabii dört yanı açık terasın iki farklı yönünde, gökyüzünden bize yaklaşan "perfect storm"un gerçekleşmemesi de hayırlı bir olay oldu.
Seyirciler arasından, ilk olarak Babylon Konseri'nde duyduğumuz "nanik pink floyd" nidaları burada da duyuldu. Sonradan anladığımız üzere "Learning to Fly" isteyenlerin sesiydi bu. Kıramadık kimseyi, hazırlanmamış olmamıza rağmen çaldık.
Başıma gelen ufak tefek aksaklıkları da burada tarihe geçmesi adına yazıyorum:
(Konserin ikinci yarısında (Time'ın girişinde) hayatımda ilk defa davul derisi patlattım. Normalde alıştığım iki altolu davul düzeni yerine bu konsere özgü tek altoyla çalmak zorunluluğu, patlak deri sorunuyla birleşti. Great Gig In The Sky'ın girişinde floor tom'u ters çevirip patlak deriyi bantladım ve davulun girdiği yere yetiştim. Bis sırasındaysa Echoes'da kick pedalın topuzu vidasından kurtuldu. Yine davulun girişine kadar vida ve somunuyla cebelleştim. Bir şekilde halloldu.)
Sonuçta endişeli başladığımız bir konseri rahatlamış bir biçimde bitirdik.
Gelen herkese çok çok teşekkürler...
Davulcüce
4 Haziran 2009 Perşembe
Sekiz günde iki konser..
..çok da alışık olduğumuz bir şey değil. Yapmayı tercih ettiğimiz bir şey de değil, her şeyden önce çok yorucu. Ama İstanbul Studio Live konserinden 1 hafta sonra gelen bir İzmir konseri olduğu için kimsenin bir itirazı olmadı, grupta grubun üçte birinin İzmir'li olmasından öte bir İzmir sevgisi var :)
Öncelikle Studio Live konseri.. İstanbul konserlerine tam kadro çıkmayı başarabiliyoruz. İstanbul dışı konserlerde ise bunu yapabilmiş değiliz henüz. Her ne kadar konsere tam kadro çıktıysak da öncesinde bir provayı bile tam kadro yapamamış olmamız, ve hatta az sayıda prova yapabilmiş olmamız, bizi konser öncesi endişelendirdi aslında. Ama konserde bunun eksikliğini çok çekmedik, eksik olan şey daha çok ilk iki parçadan sonra çalışmamaya karar veren vokal monitörü oldu. Uzak monitörlerden aldığımız seslerle konseri tamamladık, umuyoruz ki Mayıs sonu için güzel bir sayıdaki seyirci bunu çok hissetmemiştir. Bizim açımızdan bakarsak, verdiğimiz en keyifli Studio Live konserlerinden biri oldu. Sonlara doğru kendi sesimizi duymakta zorlandık, bizim bu işi yapmamızın yegane sebebi olan bu coşku için teşekkürler!
İzmir'e gitmek için Cuma akşamüstü hepimizi evlerimizden alan super lux sanatçı karavanı bizi Atatürk havaalanında özel uçakların bulunduğu piste götürdü. VIP passını unutan bir arkadaşımız olmasına rağmen, kapıdaki güvenlik bizi tanıdığından gülümseyerek "buyrun, hoşgeldiniz" dedi. Enstrümanlarımız zaten İzmir'e inmişti, souncheck için sahne hazırlanıyor olmalıydı. Bir buçuk saat sonra Alsancak'ta olacaktık.
Sonra uyandım.
İzmir konseri için yine daha önce yaptığımız gibi sabah erken saatlerde Çağlayan'a, stüdyoya gitmemiz gerekiyordu. Acaba bu defa zamanında yola çıkabilecek miydik? Şaka yapıyorum, öyle bir şey tabi ki mümkün değil. Ama kendimizi geliştiriyoruz, sadece 45dk gecikme ile, eşyalarımızı minibüse yüklemiştik ve yine yoldaydık işte. Sekiz küsur saat sonra Alsancak'a vardığımızda Opus Bar'ın bulunduğu 1453 sokakta insanlar içkilerini yudumlarken bir yandan da yolun ucundan güneşi batırıyordu. Souncheck'te işine ara veren güzel İzmir'i biraz olsun tatmaya çalışıyordu.

Sahne bizim gibi bir grup için biraz küçük olmakla beraber, daha küçük yerler de gördüğümüzden, çeşitli yan formüllerle sahneye sığmayı başarmıştık. Bir gün gelecek, deve güreşi formasyonunda konser vermeyi de öğreneceğiz. O zaman çıkamayacağımız sahne kalmayacak.

Konser harikaydı. O sıcakta bizi dinlemek için kapalı bir bara girmeye ikna olan, ve bununla yetinmeyip her şarkıya eşlik eden İzmir seyircisi, bazı noktalarda unuttuğumuz şarkı sözlerinde de kurtarıcımız oldu :)
Soundcheck boyu giderilemiyen bir teknik arızadan sonra ses mühendisimiz Görkem bu hale geldi yalnız. Tekrar kullanılamayabilir, endişeliyiz.

Vee bir güzel sürpriz de, Küçük Prenses'in doğumgünü olmasıydı :) Pasta kestik, eve gitmeden önce çorbacıda yediğimiz tahinli pide ile de üstlük yaptık, göbeklerimizi de ihmal etmemeliydik.
Sabah Alsancak'ta yaptığımız kahvaltı bize neden burda yaşamıyoruz diye sordurttu. Her İzmir'e geldiğimizde bu oluyor, bu da kaçınılmazlardan. Malesef geçen İzmir konserimizden daha kısa planlamıştık bu ziyaretimizi, öğle saatlerinde yola çıktık, gözlerimiz arkada.. Güzel İzmir...

Dönüş yolunda Akhisar'daki Köfteci Ramiz'in tuvalet kapısının önünde çektiğimiz şu fotoğrafı da paylaşmadan edemeyeceğim. Baget, pena, teller ve imzalar orijinaldir.

Mutlu yıllar Pili :)
Öncelikle Studio Live konseri.. İstanbul konserlerine tam kadro çıkmayı başarabiliyoruz. İstanbul dışı konserlerde ise bunu yapabilmiş değiliz henüz. Her ne kadar konsere tam kadro çıktıysak da öncesinde bir provayı bile tam kadro yapamamış olmamız, ve hatta az sayıda prova yapabilmiş olmamız, bizi konser öncesi endişelendirdi aslında. Ama konserde bunun eksikliğini çok çekmedik, eksik olan şey daha çok ilk iki parçadan sonra çalışmamaya karar veren vokal monitörü oldu. Uzak monitörlerden aldığımız seslerle konseri tamamladık, umuyoruz ki Mayıs sonu için güzel bir sayıdaki seyirci bunu çok hissetmemiştir. Bizim açımızdan bakarsak, verdiğimiz en keyifli Studio Live konserlerinden biri oldu. Sonlara doğru kendi sesimizi duymakta zorlandık, bizim bu işi yapmamızın yegane sebebi olan bu coşku için teşekkürler!
İzmir'e gitmek için Cuma akşamüstü hepimizi evlerimizden alan super lux sanatçı karavanı bizi Atatürk havaalanında özel uçakların bulunduğu piste götürdü. VIP passını unutan bir arkadaşımız olmasına rağmen, kapıdaki güvenlik bizi tanıdığından gülümseyerek "buyrun, hoşgeldiniz" dedi. Enstrümanlarımız zaten İzmir'e inmişti, souncheck için sahne hazırlanıyor olmalıydı. Bir buçuk saat sonra Alsancak'ta olacaktık.
Sonra uyandım.
İzmir konseri için yine daha önce yaptığımız gibi sabah erken saatlerde Çağlayan'a, stüdyoya gitmemiz gerekiyordu. Acaba bu defa zamanında yola çıkabilecek miydik? Şaka yapıyorum, öyle bir şey tabi ki mümkün değil. Ama kendimizi geliştiriyoruz, sadece 45dk gecikme ile, eşyalarımızı minibüse yüklemiştik ve yine yoldaydık işte. Sekiz küsur saat sonra Alsancak'a vardığımızda Opus Bar'ın bulunduğu 1453 sokakta insanlar içkilerini yudumlarken bir yandan da yolun ucundan güneşi batırıyordu. Souncheck'te işine ara veren güzel İzmir'i biraz olsun tatmaya çalışıyordu.

Sahne bizim gibi bir grup için biraz küçük olmakla beraber, daha küçük yerler de gördüğümüzden, çeşitli yan formüllerle sahneye sığmayı başarmıştık. Bir gün gelecek, deve güreşi formasyonunda konser vermeyi de öğreneceğiz. O zaman çıkamayacağımız sahne kalmayacak.

Konser harikaydı. O sıcakta bizi dinlemek için kapalı bir bara girmeye ikna olan, ve bununla yetinmeyip her şarkıya eşlik eden İzmir seyircisi, bazı noktalarda unuttuğumuz şarkı sözlerinde de kurtarıcımız oldu :)
Soundcheck boyu giderilemiyen bir teknik arızadan sonra ses mühendisimiz Görkem bu hale geldi yalnız. Tekrar kullanılamayabilir, endişeliyiz.

Vee bir güzel sürpriz de, Küçük Prenses'in doğumgünü olmasıydı :) Pasta kestik, eve gitmeden önce çorbacıda yediğimiz tahinli pide ile de üstlük yaptık, göbeklerimizi de ihmal etmemeliydik.
Sabah Alsancak'ta yaptığımız kahvaltı bize neden burda yaşamıyoruz diye sordurttu. Her İzmir'e geldiğimizde bu oluyor, bu da kaçınılmazlardan. Malesef geçen İzmir konserimizden daha kısa planlamıştık bu ziyaretimizi, öğle saatlerinde yola çıktık, gözlerimiz arkada.. Güzel İzmir...

Dönüş yolunda Akhisar'daki Köfteci Ramiz'in tuvalet kapısının önünde çektiğimiz şu fotoğrafı da paylaşmadan edemeyeceğim. Baget, pena, teller ve imzalar orijinaldir.

Mutlu yıllar Pili :)
Etiketler:
7 pink floydlar ve 2 prenses,
7pf2p,
izmir,
konser,
Opus,
studio live
18 Mart 2009 Çarşamba
Tekrar Boğaziçi'nde...
Yaklaşık 2 yıl kadar önce (tam olarak 675 gün önce) Boğaziçi Üniversitesi'nde bir konser vermiştik, anneler günüydü. Annem de oradaydı, sanırım Ceki'nin annesi de vardı ve biz Mother çalmıştık. İşte o konserden tam 689 gün sonra tekrar Boğaziçi Üniversitesi'ndeyiz. Lilipek'e yaptığımız "GMK'de konser" baskıları meyvesini verdi nihayet: 1 Nisan 2009'da Garanti Kültür Merkezi'ndeyiz.Bir süredir düşünüyorum, Boğaziçi'nde okuduğum yıllarda, ki yaklaşık 1991 ila 1996 yılları arasına tekabül eder, müzikle ilgim ve alakam sadece "dinleyici" konumuna indirgenmişti (böyle edilgen falan fiil ama ben indirgemiştim yahu, kendi kararımdı yani). Bugünlerde "şimdiki aklım olsa" falan diyorum "şöyle yapardım, böyle yapardım". Pek öyle olmuyor tabii, neyin ne zaman olacağı bilinmiyor. Demek ki içimde bir ukteymiş. Neyse, ben de "en azından bir şekilde döndün, konser veriyorsun bak!" şeklinde kendini avutmaya çalışan insanı oynuyorum. (Bu blog yazıları insanı duygusal mı yapıyor nedir?)
Sonuçta öyle ya da böyle, tekrar okulda olmak güzel şey! Teşekkürler BÜMK...
Gelenlerle orada görüşmek üzere.
Sevgiler
26 Ocak 2009 Pazartesi
Başlarken...
"7PF2P'nin zaten bir web sitesi var (www.7pf2p.com), facebook'ta sayfası var, bu blog da nereden çıktı" diye kendime sorarken buldum bu sayfayı ilk açtığımızda... Kendime sormakla da kalmayıp buraya da yazdım.
Gerçekten bu blog nereden çıktı?
Öncelikle...
23 Ocak 2009 sabahı saat 07:00 sıralarında İzmir-BIOS konseri için İstanbul'dan yola çıktığımızda (wolkswagen volt-crafter aracın içindeyken) önümüzdeki iki üç günün bu kadar eğlenceli geçeceğini bilmiyordum. Yol sırasında yavaş yavaş bunları bir şekilde yazıya dökmenin güzelliklerini hayal etmeye başladık, sonrası da aslında oldukça kolay oldu, blogspot sağolsun.
7PF2P İzmir Yollarında...
Evet, açıkçası benim için bir hayaldi. Yaklaşık 17 yıl sonra tekrar İzmir'de bir konser vermek, hem de Pink Floyd Saygı Grubu olarak Pink Floyd çalmak başka bir şeydi.
Daha önce İstanbul dışında bir konser vermemiştik, kalabalık bir grup olduğumuz için sahne düzeni, ses sistemi vb konularda endişelerimiz vardı. Onun da ötesinde İzmir'deki seyircinin tepkisi konusunda da herhangi bir fikrimiz yoktu. Tüm bunlar aklımızda, yola düştük...


İzmir'e Giriş...
8 saatlik yolun ardından... Sahara Çölü üzerinden memleketimize yönelen toz bulutlarının taşıdığı çamurlu yağmur ve turuncu bir gökyüzünün altında Sabuncubeli Yokuşu'ndan aşağıya inmeye başladığımızda endişelerimize bir de "hava muhalefeti" eklenmişti. Yağmur neredeyse hiç dinmedi, Gazi Kadınlar Sokağı'nda BIOS'un önüne eşyalarımızı indirene kadar.
Sahneye Kuruluşumuz...
Hepimizin ortak endişesi olan "abi biz sahneye sığar mıyız?" sorusu hemen cevabını buldu. Sığarız bir şekilde... Soundcheck ve ortama, ses sistemine alışalım derken saat 20:00 olmuştu ve yaklaşık 11 saattir ayaktaydık. Çıkardığımız sesler fena duyulmuyordu.


Konser öncesi...
BIOS'un bizi çok iyi ağırladığını söylemek gerekli. Teşekkürler BIOS. Güzel bir akşam yemeğinin ardından ilk defa otele doğru yola koyulduk. Ne yazık ki sadece 1 saat vaktimiz vardı, duş, 30 dakika dinlenme ve yeniden BIOS'a doğru yolculuk...



Konser...
Saat 23:30:
BIOS'un içerisinde tek tük insanlar, müzik eşliğinde sohbet ediyor. Bir anda karşımda Özgür beliriyor. İlkokul arkadaşım, yaklaşık 25 senedir ilk defa görüşüyoruz. Konsere gelmiş.
Saat 23:25:
soru: "insanlar on ikiye doğru mu gelir?"
cevap: "cuma akşamı burası çok dolu olmaz ki!"
soru: "?"
Saat 23:40:
BIOS'un içerisinde adım atacak yer yok. Bu insanlar nereden çıktı, ne zaman geldiler?
Saat 00:00:
Sahnedeyiz.
İzmir seyircisi...
Herkes hep bir ağızdan şarkıları söylüyor, tempo tutuyor, dans ediyor... Gülümseyen yüzler, bağırarak şarkı söyleyenler, şaşkınlık, coşku... Seyircinin coşkusu bizi de etkiliyor. 7PF2P İzmir'de güzel bir gece yaşıyor. Tüm yorgunluğa rağmen yüzlerde tebessüm. Seyirciyi alkışlıyoruz. Teşekkürler İzmir.
...ve bu blog da bu şekilde başlıyor.
Görüşmek üzere...



Gerçekten bu blog nereden çıktı?
Öncelikle...
23 Ocak 2009 sabahı saat 07:00 sıralarında İzmir-BIOS konseri için İstanbul'dan yola çıktığımızda (wolkswagen volt-crafter aracın içindeyken) önümüzdeki iki üç günün bu kadar eğlenceli geçeceğini bilmiyordum. Yol sırasında yavaş yavaş bunları bir şekilde yazıya dökmenin güzelliklerini hayal etmeye başladık, sonrası da aslında oldukça kolay oldu, blogspot sağolsun.
7PF2P İzmir Yollarında...
Evet, açıkçası benim için bir hayaldi. Yaklaşık 17 yıl sonra tekrar İzmir'de bir konser vermek, hem de Pink Floyd Saygı Grubu olarak Pink Floyd çalmak başka bir şeydi.
Daha önce İstanbul dışında bir konser vermemiştik, kalabalık bir grup olduğumuz için sahne düzeni, ses sistemi vb konularda endişelerimiz vardı. Onun da ötesinde İzmir'deki seyircinin tepkisi konusunda da herhangi bir fikrimiz yoktu. Tüm bunlar aklımızda, yola düştük...


İzmir'e Giriş...
8 saatlik yolun ardından... Sahara Çölü üzerinden memleketimize yönelen toz bulutlarının taşıdığı çamurlu yağmur ve turuncu bir gökyüzünün altında Sabuncubeli Yokuşu'ndan aşağıya inmeye başladığımızda endişelerimize bir de "hava muhalefeti" eklenmişti. Yağmur neredeyse hiç dinmedi, Gazi Kadınlar Sokağı'nda BIOS'un önüne eşyalarımızı indirene kadar.
Sahneye Kuruluşumuz...
Hepimizin ortak endişesi olan "abi biz sahneye sığar mıyız?" sorusu hemen cevabını buldu. Sığarız bir şekilde... Soundcheck ve ortama, ses sistemine alışalım derken saat 20:00 olmuştu ve yaklaşık 11 saattir ayaktaydık. Çıkardığımız sesler fena duyulmuyordu.


Konser öncesi...
BIOS'un bizi çok iyi ağırladığını söylemek gerekli. Teşekkürler BIOS. Güzel bir akşam yemeğinin ardından ilk defa otele doğru yola koyulduk. Ne yazık ki sadece 1 saat vaktimiz vardı, duş, 30 dakika dinlenme ve yeniden BIOS'a doğru yolculuk...



Konser...
Saat 23:30:
BIOS'un içerisinde tek tük insanlar, müzik eşliğinde sohbet ediyor. Bir anda karşımda Özgür beliriyor. İlkokul arkadaşım, yaklaşık 25 senedir ilk defa görüşüyoruz. Konsere gelmiş.
Saat 23:25:
soru: "insanlar on ikiye doğru mu gelir?"
cevap: "cuma akşamı burası çok dolu olmaz ki!"
soru: "?"
Saat 23:40:
BIOS'un içerisinde adım atacak yer yok. Bu insanlar nereden çıktı, ne zaman geldiler?
Saat 00:00:
Sahnedeyiz.
İzmir seyircisi...
Herkes hep bir ağızdan şarkıları söylüyor, tempo tutuyor, dans ediyor... Gülümseyen yüzler, bağırarak şarkı söyleyenler, şaşkınlık, coşku... Seyircinin coşkusu bizi de etkiliyor. 7PF2P İzmir'de güzel bir gece yaşıyor. Tüm yorgunluğa rağmen yüzlerde tebessüm. Seyirciyi alkışlıyoruz. Teşekkürler İzmir.
...ve bu blog da bu şekilde başlıyor.
Görüşmek üzere...



Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


