19 Nisan 2009 Pazar

7PF2P Tekrar Ankara'da: 24 Nisan Cuma Dibsahne

Evet... 7PF2P tekar Ankara yollarında. Biz Ankara'yı sevmiştik, sanırız Ankara da bizi sevmiş!

Şubat sonunda kartopu oynayarak, kitap okuyarak vb çeşitlilikte işlerle meşgul olarak gittiğimiz Ankara'dan güzel anılarla dönmüştük (bakınız Şubat ayı blogu). Bu kez, bir bahar günü 24 Nisan'da DibSahne'deyiz.

İki Afiş Arasındaki Farkları Bulunuz!Aşağıdaki iki afiş arasındaki ufak tefek farkların yanında bizim playlistte de bilimum değişiklikler var. Bakalım, neler olacak, hep beraber göreceğiz!

24 Nisan gecesi görüşmek üzere.
Sevgiler

Unutmadan!
Kapı Açılışı 22:00.
Konser Başlangıcı 23:30






6 Nisan 2009 Pazartesi

Garanti Kültür Merkezi ve mendiller


7 Pink Floydlar ve 2 Prenses söz konusu olduğunda, belli konserler dışında onları "ağırlıyor" olma hissi çok hoşuma gidiyor. Geçen sefer bu hissi İzmir konseri doğurmuştu, bu sefer ise Boğaziçi Üniversitesi'nde vereceğimiz konser aynı heyecanı yaratıyordu. Gerçi aramızda Boğaziçi Üniversiteliler vardı, hatta Boğaziçi Üniversitesi'nde lisansüstü öğrenim gören bile vardı, ama lisans öğrencisi bir ben olduğum için, biraz da yurdum Garanti Kültür Merkezi'nin hemen yanında olduğu için fazlasıyla ev sahibi hissediyordum kendimi.

Soundchecke geç başlamıştık, evet, hatta ben de dersten geldiğim için biraz geç kalmıştım, ama erken gelseydik de sanırım efsane değişmeyecekti ve soundcheck son dakikaya kadar sürecekti:) Geri vokallerdeki nezle sorunu, bas amfisinin arkasına saklanan bir kutu mendille çözüldü, çaylar içildi, son hazırlıklar tamamlandı ve 7 Pink Floydlar ile 2 Prenses kendini dışarı attı.

"Sanatçı öyle ortada dolaşır mı, girin içeri" geyikleri arasında bir şekilde kendimizi sahne arkasında bulduk, ne olduğunu anlamadan sahnedeydik. Kafamda binbir türlü kötü senaryo dönüyordu, başlarda hep hata yapardık zaten, monitörden kesin kendimizi duyamayacaktık, sanki az seyirci gelmişti, seyirci coşmazsa biz nasıl coşacaktık... Üstelik uzun uzun düşünmüş, ve seyircinin (zamanında çıkmamız durumunda) maçın daha azını kaçırması adına ara vermemeye karar vermiştik, seyirci muhtemelen sıkılacaktı... Üstelik bir de milli maç vardı...

Ama Boğaziçi Üniversitesi izleyicisi -ve Boğaziçi Üniversitesi dışından gelen herkes- kaygılarımın yersiz olduğunu bana gayet güzel kanıtlamıştı. Seyircileri göremediğimiz için insanların tepkisini ancak alkışlarla anlayabiliyorduk, o bile yetiyordu. Moralimiz yerindeydi; karşımızda oturan grup, biz sahnede ne hissediyorsak onu hissediyordu, farkındaydık. Göremediğimiz için alkışların nereden geldiğini anlayamıyorduk, afallıyorduk ama mutluluğumuz da tartışılmazdı.


Playlistin sonu, beklemediğimiz bir bis isteği... Kısa bir düşünme sürecinden sonra tekrar sahnedeyiz, Echoes çalıyoruz. Biz geri vokalistlerin pek bir görevi yok şarkıda, ama yine de keyifli o an sahnede grubun bir parçası olmak. Konser bitiyor, selam veriyoruz, yorgunluğumuzu gece ilerledikçe hissedeceğiz, o an iyiyiz, mutluyuz.

Zaten muhtemelen yorgunluğu hissetsek bile bu yorgunluktan keyif alacağımızı biliyoruz. Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü'ne çok teşekkür ediyoruz, bize bu konseri verme imkanını sağladığı için.


Fotoğrafları çeken Seda'ya da ayrıca teşekkürler.

18 Mart 2009 Çarşamba

Tekrar Boğaziçi'nde...

Yaklaşık 2 yıl kadar önce (tam olarak 675 gün önce) Boğaziçi Üniversitesi'nde bir konser vermiştik, anneler günüydü. Annem de oradaydı, sanırım Ceki'nin annesi de vardı ve biz Mother çalmıştık. İşte o konserden tam 689 gün sonra tekrar Boğaziçi Üniversitesi'ndeyiz. Lilipek'e yaptığımız "GMK'de konser" baskıları meyvesini verdi nihayet: 1 Nisan 2009'da Garanti Kültür Merkezi'ndeyiz.

Bir süredir düşünüyorum, Boğaziçi'nde okuduğum yıllarda, ki yaklaşık 1991 ila 1996 yılları arasına tekabül eder, müzikle ilgim ve alakam sadece "dinleyici" konumuna indirgenmişti (böyle edilgen falan fiil ama ben indirgemiştim yahu, kendi kararımdı yani). Bugünlerde "şimdiki aklım olsa" falan diyorum "şöyle yapardım, böyle yapardım". Pek öyle olmuyor tabii, neyin ne zaman olacağı bilinmiyor. Demek ki içimde bir ukteymiş. Neyse, ben de "en azından bir şekilde döndün, konser veriyorsun bak!" şeklinde kendini avutmaya çalışan insanı oynuyorum. (Bu blog yazıları insanı duygusal mı yapıyor nedir?)

Sonuçta öyle ya da böyle, tekrar okulda olmak güzel şey! Teşekkürler BÜMK...
Gelenlerle orada görüşmek üzere.
Sevgiler

5 Mart 2009 Perşembe

Ankara

27 Şubat sabahı 7:00 sularında Pili'nin telefonuyla başladı. Onu yarım saat snooze edebildim sadece. Stüdyodan eşyalarımızı toplamalıydık, 9:30'da tekerlek dönmeliydi. Grup kalabalık malum, bazen saymakta biz bile zorlanıyoruz. Sayıyorum sayıyorum sekiz oldu, bi kişi daha olucaktı, kimdi diyoruz. Böyle bir grup yola dakikasında çıkabilir miydi, mümkün müydü bu?

11:00 civarı yola düştük. Yorgunduk falan ama akşam keyifli bir konser bizi bekliyordu, neşeliydik. Yolda kar görünce dayanamadık, kısa molalar verdik. Kartopu oynadık lan.

Kartopundan sıkılınca adam olduk, efendi olduk. Gazete okuduk, uslu uslu oturup birbirimize fıkralar anlattık.

Ve Dib Sahne. Eski bir bina, yerlerde eski taş karolar hala duruyor. Bayağı elden geçmiş, ama o eski bina dokusunu hala hissedebiliyorsun. Kanımız ısındı hemen. Sahne öyle bir köşede ki, mekandaki herkes görebiliyor. Kolonun arkasında kaldım, grubun yarısı görünmüyordu gibi dertler yok.

Soundcheck biraz uzun sürdü. 320'yi ver 400'ü al derken saat 9'u bulmuştu yanılmıyorsam. Bize ancak bir yemek zamanı kaldı.

Bu arada gittiğimiz kebapçı saat 10'da dükkanı kapattı. Tunalı Hilmi'de yukarı aşağı yürüdük, insan göremedik. Aramızda pek Ankaralı da yok, bu sessizlik neye işarettir bilemedik. Dib'e bir endişeyle girdik. Mekan dolu. Anlayamadık ama olsun. Underground yaşıyor bu Ankara :)

Konser.. Seyirci muhteşem, onlar söyledikçe biz coştuk. Burada kelimelere gerek yok. Çeşitli sitelerinde yorum yapan arkadaşlar sağolsun, anladık ki güzel konser olmuş :)

Sahne sonrasında kendimizi dansa bıraktık. Birileri tren bile yaptı. İzmir konserinde yeterince tren yapmış olan 7PF2P bu olaya pek tamah etmedi. Allah tarafından. Sabah 7'den beri ayaktaydık, yorgunluk ve uykusuzluk dayanma sınırlarımızı zorluyordu, otel ve yatak ise sadece 5 dk mesafedeydi. Ama hala hızımızı alamamıştık, bir çorbacıyı şiddetli ve düzey yoksunu konser geyiklerimize boğduk. Maalesef bir de seyircimiz oradaymış, yarım saat bu saçmalığa maruz kaldıktan sonra konser için bize teşekkür etti. Sağolsunlar, Ankaralılar çok nazik insanlar. Asayiş zedeleyici herhangi bir sınırı aşmadan otel odalarımıza, hem de eksiksiz, varabilmiştik. Hayat mucizelerle dolu.

Şu Ankara-İstanbul yolunun toplam kilometre - ortalama hız - toplam saat ilişkilerini dönüşte de çözemedim, kesin bi tutarsızlık var. 12'de yola çıktık, İstanbul'a vardığımızda saat 8'di. Ben bir iş toplantısı için sabah Ankara'ya gidip, toplantı yapıp, öğleden sonra İstanbul'da ofise döndüğümü bilirim. Bu defa kartopu da oynamadık halbuki, geceki konser kayıtlarını dinledik. Ben en son gittiğimden beri uzamış bu yol, kesin. Neyse.

Keyfimize diyecek yok. Konserler hep böyle olsun :)

25 Şubat 2009 Çarşamba

Hazır mıyız ki neyiz?


Ankara konserine az kaldı, ve biz bugün son provamızı yaptık. Perşembe günü eşya toplamaca, cuma günü yola çıkmaca. Ayrıca bu konsere iki yeni parça hazırladık, yehu:)

8 Şubat 2009 Pazar

6 Şubat


Aslında bu konsere gelme ihtimalimi hiç düşünmemiştim. Yani, daha zaman vardı, üstelik ben İzmir'deydim, yani konser mekan olarak da, zaman olarak da çook uzaktı, düşünmek için mekan ya da zaman sıkıntım yoktu. Dolayısıyla da bu konser, 7pf2p İzmir'e gelinceye kadar bilinçdışı kalmıştı.

Peki ne oldu? Panik. "Gidebilir miyim ki", "gidebilirim aslında", "ama uzak", "ama 7pf2p", "ama Pink Floyd", "ama konser" falan derken 6 Şubat'ta, kendimi içimden rötar yapan uçağıma küfreder buldum. Akabinde de cuma gecesi trafiğine küfrettim, kendini ezik/eksik hissetmesin diye, elbet o da en güzel küfürleri hak ediyordu. Öyle ya da böyle, çeşitli rastlaşmalar ve buluşmalarla İstiklal Caddesi'nden geçtim ve soundchecke yetiştim (Burada eklemek isterim ki: Babylon konserinde soundchecke yetişememiş bir insanım ben. Zaten konser kayıtlarında sesim yok:)).

Ama bütün bu sinir hali, bütün bu panik, StudioLive'a girmem ve grupla bir araya gelmemle yerini mutluluğa ve huzura bıraktı. Sadece iki haftadır görüşmüyor olmak bile, benim açımdan, çok büyük bir özlem yaratmıştı, ve bunu grupla bir araya geldiğimde daha net hissediyordum. Dolayısıyla muhabbetler edildi, kontroller yapıldı, tonlar denendi, tekrar muhabbetler edildi, yemekler yenildi (bize) ve kapı açıldı, konser saati git gide yaklaşıyordu.


Aslında oldukça ilginç bir konser geçirdik. Pink Floyd çalmanın keyfi sabitti, ve biz yine sahnede mutluyduk, ama basçımız Hakan'ın sesi içeride zaman zaman kesiliyordu, bu da kısa bir ara vermemize neden oldu. Bir şekilde düzeldi, sonra konser esnasında gidip gelmeye devam etti, bir yandan dışarıdan duyulup duyulmadığını da anlamadığımız için tedirgindik.

Seyirci ise asıl ilginçliği sağlayan olguydu, zira, gerçekten bir barda bu kadar festival ortamı yakalamak zordur:). Gerçekten, bir an baktığımda sanki uçsuz bucaksız çimlerde konser veriyormuşuz gibi hissettim, herkes de oturmuş, çimlerde bağdaş kurmuş, keyifle dinliyor, şarkılara eşlik ediyor, hatta bazen hep beraber sallanıyordu. Yanlış mı gördüm bilmiyorum, ama sanırım konserde tanışıp, konser boyunca beraber takılan insanlar bile oldu. Başta birkaç kişi otururken, saatler ilerledikçe, muhtemelen yorgunluğun da etkisiyle, önümüzde oturan seyirci sayısı da arttı, bize ise ancak oturamadığımız için seyircileri kıskanmak düştü:).


Keyifli başlayıp, keyifli bitirdik konseri. Şimdi İzmir'den, pencerede sağnak yağmur eşliğinde yazıyorum bu satırları, ve bir hafta daha provalardan uzak olmanın burukluğunu yaşıyorum (-buruk kelimesini de kullandığıma göre, ver elini edebiyat..). Ama önümüzde Ankara konseri var, Ankara konserine de çok zaman var, hem yol da uzun, demek ki düşünmeye gerek yok...

Sonra düşünürüz:)

3 Şubat 2009 Salı

7PF2P StudioLive'da...


Evet, bir kez daha StudioLive'da konserimiz. İzmir yolculuğunun ardından grubun yarısı soğuk algınlığı türevi bilimum hastalıklarla mücadele etmek durumunda kalsa da 6 Şubat Cuma akşamı 7PF2P olarak sahnede olacağız.
İki konser arasındaki kısa zaman diliminde, çeşitli tatiller (malum yarı yıl tatili), iş seyahatleri, ve bunun gibi nedenlerle bazı provalarda eksik bir kadroyla çalışmak durumunda kalmamız (ki hastalıkların da etkisinden bahsettim yukarıda) bizi en çok zorlayan konular oldu.
Yine de geleceğe umutla bakıyoruz :)

7PF2P, 27 Şubat'ta Ankara yollarında...
StudioLive konseri sonrasında 27 Şubat'ta 7PF2P yeniden yollara düşecek ve Ankara DibSahne'de bu kez Ankara seyircisinin karşısına çıkacak.
Biz de neler olacağını merakla bekliyoruz...
Görüşmek üzere

Bu arada küçük bir hatırlatma:
7PF2P facebook sayfası
7PF2P web sitesi